Tek dertleri bağımsız dış politika

Türkiye Libya’dan Karabağ’a, Suriye’den Ukrayna’ya farklı coğrafyalarda etkisini artırmasıyla beraber son yıllarda yurtdışındaki basın kuruluşlarının daha sık hedefi haline gelmeye başladı. Öncülüğünü özellikle Almanya ve Fransa gibi önde gelen Avrupa ülkelerindeki medya kuruluşlarının takındığı bu olumsuz tutum, dünyada Türkiye karşıtı olumsuz imaj yaratarak Ankara’yı yaptığı dış politika hamleleri üzerinden baskı altına almayı amaçlıyor. Kamu yayıncıları ya da özel medya fark etmeksizin Türkiye ile ilgili haberlerde negatif bir yaklaşım ve zan altında bırakan bir tavır gözlenirken, teyit mekanizmalarının işlememesi sonucu doğru olmayan bilgilere de sık sık yer verildiği dikkat çekiyor. Genellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinden manşetlerle yapılan bu algı çalışmalarında, Türkiye Batı ile fikir ayrılıkları yaşayan ülkelerle aynı kefeye konularak okuyuculara tehdit olarak sunuluyor.

Almanya öncü

Yurt dışında Türkiye karşıtı medya kampanyalarına bakıldığında en çok öne çıkan ülke Almanya oluyor. Asılsız haberler konusunda da öne çıkan Alman basını, hem ülke içerisindeki kamu ve özel kuruluşların yazılı ve görsel medyalarında, hem de bu medya kuruluşlarının Türkiye’deki uzantıları üzerinden karalama faaliyetlerini sürdürüyor. Der Spiegel, Focus, Deutsche Welle gibi belli başlı medyanın ana aktör olduğu bu durumda, tarafsız gazetecilerin de baskı altına alındığı belirtiliyor. Son olarak Stern dergisi, Türkiye’deki seçimler ile ilgili yaptığı haberi “Kundakçı Erdoğan (Erdogan der Brandstifter)” manşetiyle vermişti. Haberde “Erdoğan iktidarda kalabilmek için vicdansızca çatışmalar çıkarıyor: Kendi ülkesinde, Suriye’de ve ayrıca Almanya’da” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında daha önce de birçok olumsuz habere imza atan Alman Der Spiegel dergisi ise ocak ayında yayınladığı sayısında Türkiye’deki için diktatörlük iması yapmış, okuyucularına “Türkiye bir diktatörlüğe doğru mu yöneliyor?” şeklinde anket çalışması gerçekleştirmişti.

Kara propaganda

Türkiye’nin aldığı kritik virajlarda yoğunlaşan yabancı medyanın ilgisi, mayıs seçimlerinden önce de kendini göstermeye başladı. Ocak ayında seçimleri manşetine taşıyan İngiltere merkezli The Economist dergisi de, Türk demokrasisini hedef aldı. Türkiye ile ilgili, “Kusurlu bir demokrasi, tam gelişmiş bir otokrasiye dönüşebilir. Türkiye, giderek istikrarsızlaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde felaketin eşiğinde” şeklinde ifadelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan başlığa başta İletişim Başkanlığı olmak üzere birçok yerden tepki geldi. Bir diğer İngiliz gazetesi The Guardian da, şubat ayında “Türkiye’nin ikiyüzlü ‘padişahı’ batının dostu değil” başlıklı bir makaleye yer verdi. Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun birleşme noktasında önemli bir etkiye sahip olduğunu belirten gazete, izlediği politikalar sebebiyle “Türkiye’nin güvenilirliği ve yararlılığı neredeyse sona erdiğini” iddia etti.

Batı’yla uzlaşmayanlar hedef oluyor

Batılı medya kuruluşları, Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Batılı ülkelerle sorun yaşayan ülke ve liderlerle de sık sık yan yana koyarak hedef tahtasına oturtuyor. ABD’nin en köklü dergilerinden The Atlantic, Eylül 2021’deki sayısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yla beraber resmederek “Kötü çocuklar kazanıyor” manşetiyle çıktı. Haziran 2022’de ise Fransız dergisi Le Point, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin’i ‘şeytaniler’ diyerek manşete taşıdı. Fransız dergi, ikilinin Batı’dan tiksindiğini iddia ederek jeopolitik dengeleri yeniden kurduğuna dikkat çekmişti.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*