Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen maden kazasında yaşamını yitiren işçilerden Uğur Yıldız’ın kız kardeşi Duygu Yıldız, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın şikayeti üzerine babası Ali Ekber Yıldız’ın ifade vermeye çağrıldığını belirtti.
“Sadece babamı değil, beni ve annemi de ifadeye çağırın”
Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız açıklamalarında şunları dile getirdi:
“İliç maden faciasında mücadele eden tek aileyiz, biz Yıldız ailesiyiz. Babamı ifadeye çağırdılar. Binali Yıldırım’a söylediği sözlerden ötürü. Duruşmada bir video çekmiştim ve demiştim ki; ‘Bugün cumhurbaşkanına hakaret etsem, her gün gözaltına alınırım.’ Aynısı başıma geldi. Babam Binali Yıldırım’a öfke ve acıyla bir şeyler söylediği için rahatsız olmuş ve şikayetçi olmuş. Binali Yıldırım’a sesleniyorum: Sadece babamı değil, beni ve annemi de ifadeye çağırın. Bizden de şikayetçi olun. Bizi tutuklayın, ağır ceza verin. Ne yaparsanız yapın, korkmuyoruz.”
“Bu davanın peşinden gitmememizi istiyorlar”
“Biz şunu belirtmek istiyoruz: Bizleri korkutmaya çalışıyorlar, susturmaya çalışıyorlar. İstiyorlar ki bu davanın peşinden gitmeyelim. Adalet diye insanlara seslenmeyelim. Ama biz adalet arayışımıza devam edeceğiz. Bu insanlar evlatlarını kaybetti; ben ağabeyimi kaybettim, 33 yaşında bir insan öldürülüyor ve adalet yerini bulmuyor. Katillerden biri beş yıldızlı otelde konaklıyor. Biz sadece Binali Yıldırım’a acımızla ve öfkemizle söylediklerimizden dolayı ifadeye çağrılıyoruz.
Bakın; Anagold Türkiye Genel Müdürü Cengiz Yalçın Demirci hiç mahkemeye gelmiyor. Onların gözünde eşit olmayabiliriz; bize her şey olabilir; ölebiliriz veya tutuklanabiliriz, onların gözünde hiçiz bunu biliyoruz. Ama yasada, Anayasa’da hepimiz eşitiz ve bu haklarımız elimizden alınamaz. Bugün sizin gününüz ama yarın devran döndüğünde bu adaletsizliklerin peşine düşeceğiz. Susmuyoruz, korkmuyoruz; bizi sindirmeye çalışıyorlar. Kaybedecek neyimiz var? Ne yapabilirsiniz bize? Evlatlarını 53 gün boyunca o toprağın altında çürüttünüz, başka ne yapabilirsiniz? Zaten yaptınız! İşte insanlar bu kadar utanmaz ve kibirli olabiliyorlar. Biz Binali Yıldırım’a nasıl bir söz söyleriz? Nasıl onunla konuşabiliriz? Biz kimiz ki? Biz emekçiyiz, işçiyiz; mücadele veren yoksul aileleriz. Ona nasıl ses çıkarabiliriz? Hakkımız yok mu? Eşit yurttaşlarız, aynı haklara sahibiz. Eğer adalet istiyorsanız ve bu kadar hızlı ilerliyorsa o zaman madencinin katili için de adalet bu hızda sağlanmalıdır. Tutuklayın bizi ama dokuz madencinin katillerini de tutuklayın; o zaman eşit olursunuz.
Evladımız öldü, evlatları öldü; sessiz kalmalılar mı? Kader desinler ya da fıtrat desinler mi? Ama bizim kaderimizde böyle bir anlayış yoktur! Katiller, sömürücüler ve emperyalist şirketler ağabeyimi ve dokuz madenciyi hunharca öldürdü. Eğer devlet olarak orayı denetleseydiniz ya da kapasite artışına izin vermeseydiniz bu insanlar yaşıyor olacaktı! Bunun utancı içinde yaşamanız gerekirken siz aileyi ifadeye çağırıyorsunuz ve şikayetçi oluyorsunuz! Hodri meydan.”
Anne Sevda Yıldız ise “Ben evlat kaybettim. Sizlerin bana bir can borcu değil, iki can borcu var” dedi.